|
Bülent Göksal
____________________________________________________________
Postkapitalizm
İnsan nasıl öğrendiğini öyle yada böyle bilse de, çoğu kez bilgiye karşı tavrının farkına varamıyor. Belki de bunun en iyi yolu, yani, karşılaştığında bilgiye nasıl davrandığını anlamanın, biraz dolaylı ama en kolay yolu, insanlara karşı ilk tutumunu gözlemlemek. Karşılaştığın kişiler nasıl, insan olmaktan öte öncelikle bir tür “şey” ise, karşılaştığın bilgi de ilk bakışta bilgi olmaktan çok, ne işe yaradığı henüz belirlenmemiş bir nesne. İnsana karşı da bilgiye karşı da davranışını belirleyen, onlara karşı ne hissettiğin.
Bilgiyi anlamak, insanları anlamak kadar zaman alıyor. Yine insanlar kadar sürprizlerle dolu. Mesela bazılarını dostun sanır, tanıdığını düşünürsün. Oysa güvenmek gerektiğinde birden yabancı oluverirler. Bazılarını yıllarca itip kakarsın, ama ihtiyaç duyduğunda yine de yanında kalırlar.
Bazıları yalnızca iyi hissetmeni sağlar. Gerçeklik yada doğruluk telaşları yoktur. Ama onların bu huyunu çoğu kez unutursun. Bazıları ise yalnızca silahtır; yalan ve haksız. Yine de kullanırsın. Bazıları seni korkutur, yanına bile yaklaşamazsın. Bunu yapmak istemezsin. Diğerlerine ise yalnızca inanmazsın; ama onlar oradadır ve var olmak için senin inanmanı beklerler. Yani insanlara ne yapıyorsan, bilgiye de onu yapıyorsun. Her ikisini de hem var eden hem de biçimleyen senin zihnin, duyguların. Doğru yada değil, onları anlamak senin elinde. Aslında siyasi yada iktisadi bir şeyler söylemenin en zor yanı da bu.
Paranın anlamındaki değişim, yaşamın anlamını sektör edinen çok ulusluların uzun bir zamandır ‘kar’ metodu. Ekonomik, hukuksal, siyasi, dinsel, sanatsal, ahlaki, toplumsal bir yığın araç, paranın anlamının, işlevinin değişmesi için kaba ve sinsice kullanılıyor. Belki de çok uzak olmayan bir gelecekte, çoktandır ikiye bölünmüş ‘kapitalist’ yapı ‘kapital’ kısmını fes edecek. Sanki ‘global’ dedikleri dünyanın beklenmedik sürprizi de bu. Ve tüm bu değişimin gerekçesi, biz sıradan insanların güçlenen anlayışı değil de, ne gariptir ki kapitalimsin yine kendisi. Yakın gelecekte bütün dünya, ekonomik karmaşalarla, yeni iktisadi sistemlerin var olma çabalarına tanık olacağa benziyor. Kapitalizmin sonu gibi algılanabilecek bu durum, para denen şeyin anlam değişiminden başka bir şey değil.
Paranın aslında satın alma becerisinin sayısal karşılığı olduğunu bir çok kişi biliyor. Hamilene yazılmış bir güç gibi. Öte yandan yine bir çok insan, satın alma becerisinin giderek sözelleştiğinin de farkında. Yani dille yaptıklarınız: bir şeyler adına yeminler, bağlılık sözleri, kutsamalar, bir şeye taraf olduğunu tasdik etme, yada toplumsal kimliğinin karakterini ‘uygun’ bir biçimde dillendirme artık harcanabilme kabiliyeti olan bir tür para. Belki de bu yüzden dünyanın büyük bir kısmında neye sahip olabileceğinizi belirleyen, para gibi sayısal bir şey değil de, neler söyleyebildiğinizle doğrudan ilgili olmaya başladı. Belki de bu nedenle, ne demesi gerektiğini bilen bir çok insanın maaşları bu denli yüksek. Yine sırf bu yüzden, küresel ekonomi dini tavırlarla biçimleniyor, ekonomik felaketler, kutsal kitaplarda anlatılan tufanlara benziyor.
Bazıları ‘iktidar’ın simgesinin eskisi gibi sayısal olmasını isterken, bazıları da para denilen şeyin, bin yıllık efsanelerin o sihirli dünyasına ait sahte ‘dua’lara dönüşmesini, artık sözelleşmesini diliyor.
Küçücük gruplardan, Dünya devi ‘mega’ organizasyonlara kadar bir çok yapı, önemli olduğunu düşündükleri şeylere sahip olmak için paranın geçmediği bir dünya yaratma peşindeler sanki. Ama elbette bunu istemeyenler de var.
Sadece paraya dayalı imparatorlukları ayakta tutmaya yarayan demokrasi, paranın sahipliği için yeni rakipler de yaratabiliyor. Dahası, güçlerini paranın var olan işlevinden alan bu diğer adamların, ‘Bay Trilyon Dolar’ olma dışında anlaşılabilir hiçbir tanımlamaları da yok. Anladığımız anlamda, ne devletleri ne inançları ne ideolojileri ne de hep denildiği gibi bir orduları var. Bunlar, diğerleri gibi yüzlerce yıllık bir ‘geleneğin’ de parçası da değiller. Elbette bu geleneğin bir parçası olmamak laneti de, onları yenilgiye mahkum düşmana çeviriyor.
Eğer elinizde sadece para varsa, yani milletleriniz, mitleriniz, fanatikleriniz, kiliseleriniz, teşkilatlarınız olmaksızın sadece paranız varsa ve elinizdeki para miktarı tüm bunları temsil eden ‘devletleri’ tehdit ediyorsa, düşmanlarınızın, paranın anlamını değiştirerek, sizin de anlamınızı değiştirmesine karşı koymanız kolay olmayabilir.
Bugün neredeyse tüm dünya devletleri paralarının anlamını bir yönüyle değiştirmeye çalışıyor. Herkes parasının değerini düşürme peşinde. En kestirme yöntem olarak da, yine neredeyse tüm ülkelerin Merkez Bankaları durmadan para basıyor. Yani kimse ‘değerli para’dan yana değil. ABD yıllar öncesinden söylediği gibi para biriminin değerini neredeyse bir çeyrek azalttı. Belki de böylece, yakın gelecekteki küresel bir krize tuhaf bir yöntemle önlem alınıyor. Doğu da uzağı, yakınıyla bu koşuşturmanın içinde. İşin garip yanı, tüm bu olanların, tarafların iyi yada kötü olduğunu söyleyemememiz. Bu yönüyle bakıldığında sanki iyi yada kötü olan, tüm bu yapıların dışında kalanlar: kendilerini var eder, yaşamsal tercihlerini belirler, nasıl bir dünya istediklerini hayal ederken gereksinim duyacakları gücü kendilerinin ötesinde arayan sıradan insanlar. Sanki gerçek aksaklık bizlerde. Belki de herkes daha çok çalışmalı, kendine odaklanmalı.
Yani… Eğer biri, bu ‘Global’ bilmem ne içinde ilk önce ‘değerli para’nın değersizleşeceğini söylerse, bunu anlamaya çalışmak lazım. Belki dönemsel bir tesadüftür ama Yeni Türk Lirası çok değerli.
|