Bülent Göksal

___________________________________________________________

Başlamak Lazım

...

Öğünmek için çok şeyi var insanın: boyu, postu; gücünün şiddet cinsinden hacmi, yada zarafeti; becerip de bi şehirde edindiği yeri; farklılaştırabildikleri, etkiledikleri; kendisinden artık bir iz taşıyan resimleri; ağırlığının kar üzerinde bıraktığı izi; başkalarından bir parça daha kıymetli herhangi bir meziyeti; henüz kimsenin söylemediği bir sözü; onca yetenek arasından kendisine denk gelenin, hele rağbet gören bi yanı da varsa, paresi; ün adına, insanlar arasından sahip olduğu kulak yada göz sayısı; dayısı; kendi aklının dünyaya düşen gölgesi; kendinin aynısı. Bilinmesi, istenmesi, tercih edilmesi, lazım bişe olması...


Oysa belki de insan, gerçekse eğer aradığı, sadece korkularıyla övünmeli. Korkusu insanın kim olduğunun en doğru özeti. Korkusunu nasıl büyüttüğü gösterebilir, birinin ne olduğunu. Sırf korkularına bakarak anlayabilirsin, yaşama dair ne bildiğini. Korkudan başka ne, insana böyle berrak bir aynadır?


En çok da korkunun kendisi saygı değer. Neye değer veriyorsa insan, onun kasasıdır korku. Dışarda kalan, umursuz, umutsuz eğlenmeler. Korkunun yokluğu ise, felsefi zeka yoksulluğun belki de en tabii göstergesi. Korkmamamın övünülecek bir yanı yok. Ahmaklığın olmadığı kadar. Cesur, korkularına rağmen doğru bildiğinde direnmeye çalışandır. Bir çocuğa anlatmak imkânsızdır aslında, korkmadan nasıl kahraman olur insan.


İnsan korkmayı öğrenmeli, korkusunu var etmeyi. Onunla dost olmayı becermişse de, korkuya dayamalı sırtını. Yapmaktan da korkmalı bazen, yapmamaktan da. Herkes bir şeyler ister ama sırf korktuğu için istemeli insan.


Ve insan başlamalı! Bir şeyi çok istediği için değil... Yapmamaktan korktuğu için başlamalı. Öğünecekse de bununla öğünmeli. Yaptığının değerince değil, onu yapmamış olmaktan korktuğu için öğünmeli. Durmadığı, geleceği önemsemeden, sırf başlama gerekliliğine boyun eğdiği, başlamadığı her andan korktuğu için öğünmeli. Eksik yaşamaktan, eksik  olmaktan, eksik bilmekten korktuğu için. Durmak ruhunu eksiltecekse, ruhunun yürümesiyle öğünmeli.


Başlamak lazım. En çok da korktuğumuz şeylere başlamak lazım.
Başlamak, bitireceğini bilme anıdır. Öncesi, durmaların hareketli gölgesi. Aldanmamalı. Sonu, sonucu hissetme büyüsü, başlamak. Ötesi zaman kavgası. Eğer evrenin sihirli işleyişi bedeninden geçecekse birinin, buna ancak bişelere başlayarak izin verebilir insan. Denemeye başlayarak. Artık yapmaya ya da yapmamaya başlayarak. Eğer ruhu bir şeyi yapmasını, değiştirmesini istiyorsa insandan, ya da bir yol varsa çiğnenecek, onun için çabalamaya başlamadığı her andan tiksinerek koruyabilir insan, sırf bir eşya olmamayı.


Başlamak bir dünya meselesi, konusu kadar önemli olabilir ancak. Ama durmak, ruhun yarası, o yara da ancak o insan kadar hayati. Ne kötü başlayamamak! Yeterince isteyememek! İstemeyi bilememek! Kararlar verip ama bir türlü başlayamamak, ne kötü!
Bizi korkutan şeylere başlamak lazım.