|
|
Ebru Küçükler
-----------------------------------------------------------------
Ha Gayret Başlıyoruz!
Her başlangıç bir son gerektirir. Dolayısıyla hem bir öncekini sonlandırmak hem de bir sonrakine başlamak, aynı zamanda cesaret ve kararlılık gerektiriyor. Düşünmeye başlamak için bile. Ki bence başlamanın başlangıcı düşüncededir. Ancak bir şeyi düşünmeye başlamak için bir önceki düşünceyi sonlandırıp yenisine başlamak gerekiyor. Belki de bir şeye başlamak için bir önceki ile vedalaşmak, en çok yoran ve cesaretsiz kılan.
Başlamaya cesaret etmek neden kolay değil? Hatta başlamak neden cesaret ister? Öncelikle korkularla başa çıkmak gerekiyor çünkü. Varsayalım düşünmeye cesaret ettik ve başladık. Zihin birçok şeyi aynı anda tasarlar. Olabilecekler, olmayabilecekler, heyecanlar, korkular bir arada. Birçok hesap kitap yaptıktan sonra bazen gerçekten yapmak istenilenden ziyade olabilecek tüm sorunlu ve problemli hallere yoğunlaşır zihin. Tüm bu süreçler ‘başlamaya gerçekten başlamayı’ geciktirir ve hata belki imkansız hale getirir.
- E ne yapmalı?
- Korktuklarına cesaretle karşılık ver, cesaretle hareket et. Cesaret varsa korku ortadan kalkar.
Hadi canım! Belki de korku var olduğu için cesaret olgusu hala anlamlı. Yoksa ona cesaret değil, başka bir şey derdik. Belki de zihin bazen bu korkulara ihtiyaç duyuyor. Onlarla dengeyi bulup kendini reelleştiriyor ve ‘işte başlayabilirim, buna cesaretim var’ diyebiliyor. Elbette hesaplayabildiği korkular üretiyor ve onlarla yüzleşerek, ardından cesaret mevhumunu ortaya çıkartıyor. Bu durumda ‘başlamak için korkularımıza ihtiyacımız var ve onlara sahip çıkalım’ demek yanlış gibi görünmüyor. Ne dersiniz?
Gelelim, ‘cesaret sonrasındaki kararlılık ne ola ki’ olgusuna. Diyelim ki düşünmeye ve bir önceki ile vedalaşmaya cesaret ettik, hesap kitap yaptık. Peki başlangıcı nasıl devam ettireceğiz? İşte bu noktada kararlılık kendini gösteriyor.
Tamam biz korkularımızı, yani olabilecek tüm kötü olasılıkları hesapladık, bunlarla başa çıkabileceğimizi öngördük ve başlamaya karar verdik. Ya sonrası? Sonrası çorap söküğü gibi geliyor mu? Geliyorsa işte o zaman gerçekten başlamışız demektir. Ancak süreç tıkanıyor, sonrası gelmiyorsa henüz başladığımızı söylemek mümkün değil gibi. Henüz korkularla tam olarak yüzleşmediğimiz ve yeterince cesaretimiz olmadığı ortada. Çünkü başlangıcı sürdürme konusunda kararlı değiliz. Yani kararlı bir devamlılık yoksa hiç başlamadığımızı söylemek daha doğru görünüyor.
Aslında bir de ‘yeniden başlamak’ var. Belki çok da haksızlık etmemek gerekiyor, kararlı bir devamlılık sağlayamayan başlangıçlara. Biz de bu durumda başarısız başlangıçlara biraz cesaret verelim. O halde yeniden başlamak müthiş bir çözüm olabilir.
Boşuna değil ki ‘Ha gayret başlayalım’ diye bir deyim var. Demek ki olağanüstü çaba anlamına gelen gayret olgusunu da ihmal etmemek gerekiyor. Ki içinde doğal olarak cesaret ve kararlılık da saklı. Başlamak ve sürdürmek için gayret gerekiyor.
Elbette umutlu bir yazı yazmak isterim. Korktunuz, başlayamadınız, sonra bir şekilde korkularla hesaplaştınız ve cesaret ettiniz, sonra bir şeyler oldu ve başaramadınız. Yani nihayete erdiremediniz. Başarısız bir başlangıç. O halde pes mi edeceksiniz? Bence hala geç değil. Yeniden başlayın.
Haydi, ha gayret başlayalım.
|
|
|