|
Melik Çelikoğulları
----------------------------------------------------------------------------
Bilgi mi, Önyargı mı?
Doğduğumuz andan itibaren, hatta doğmadan, ana rahmindeki varoluşun bilinemeyen bir safhasından, belki de sperm ve yumurtanın birleştiği andan itibaren biliyor ve bilgi edinmeye devam ediyoruz…
Mesela doğduğumuz anda solunum gibi aslında son derece karmaşık bir süreci biliyor ve başlatıyoruz… hayvanlar kadar başarılı olmasak ve bir yıl kadar geriden de gelsek yürümek gibi son derece karmaşık bir hareketi becerebiliyoruz… yani bu tip bilgiler genetik mirasımıza kodlanmış bilgiler…
Sonrasında işin içine başka öğrenme biçimleri giriyor… Mesela taklit ederek öğrenme, bir bebeğe gülümsediğinizde onun da size gülümsemesi gibi… Sonuç çıkararak öğrenme, ağlayan bebeğin ağladığı zaman kendisi ile ilgilenildiğini fark ederek bundan bir sonuç çıkarması ve ilgiye gereksinimi olduğunda ağlama eylemini tekrar etmesi gibi…
Sonra bunun üzerine bir de aileden, çevreden veya eğitim yoluyla alınan bilgiler geliyor.
...ve insan tüm bu bilgilerin sonucunda “birisi” oluyor...
Sonra insan doğası gereği bu bilgilerden bazılarını mutlak doğru kabul etmeye başlıyor.
Örneğin elini ateşe sokarsan yanarsın… yağmur ıslaktır… kar soğuktur… dünya yuvarlaktır… gibi… bugün hemen hemen herkesin (hemen hemen herkesin dedim, herkes demedim) mutlak doğru kabul edeceği bilgiler gibi…
Sonra kimsenin pek emin olmadığı ama genel geçer bir görüş çerçevesinde doğru kabul edilen bilgiler geliyor… İskoçlar cimridir, köpekbalıkları saldırgandır, iki bayram arası düğün olmaz falan gibi…
Yukarıdakiler gibi genel bilgilerin yanı sıra bireysel deneyime bağlı bilgiler de gelişiyor… hasbelkader köpek tarafından ısırılmış birinin tüm köpeklerden korkması, sarımsak yediğinde hastalanmış kişinin bir daha asla sarımsak yememesi falan gibi…
Halbuki bilgi değişken bir olgudur. Bizlerse doğamız gereği, bir şeyleri netleştirme, bir yerlere tutunma, bir şeyleri referans noktası olarak alıp karar mekanizmalarını çalıştırma ihtiyacı içerisinde bilgiyi sabit bir olgu olarak kabul etme eğilimindeyizdir.
Bilgiyi sabit bir olgu olarak kabul etmenin diğer adı önyargıdır… ve önyargı daima çuvallar…
Hayattaki duruşumuzu, eylemlerimizi, kişiliğimizi vb. bilgilerimizi işleyerek elde ettiğimiz sonuçlar oluşturmaktadır. Yani bilgiler girdilerimiz, kararlar çıktılarımızdır. Dolayısı ile bilgiler yanlışsa, sonuçlar da yanlıştır.
Her deneyim ya da diğer adıyla tecrübe aslında kaçınılmaz olarak bir önyargı doğurmaktadır. Diğer taraftan bu önyargıların hazır yemekler gibi her an kullanılabilir olmaları büyük rahatlıktır… Her an elinizin altında… öyle değil mi?
Tek bir sorunları vardır… Son kullanma tarihleri geçmiş olabilir!!!
Onun için siz siz olun, hiç değilse önemli karar alırken eşittirin sağına sonucu yazmadan önce solundaki formülün içinde geçen değişkenlerin son kullanma tarihlerine bir göz atın… Malum, değişmiş olabilirler…
|