MAYIS

2    0    0    8

 

 

 

...
BİR FİLM / Telefon Kulübesi
 

Hicret Aydoğar

Aynaları ters çevirin, rüyaları sayıklayın sesli sesli, soyun (deşeleyin mi desem?) içinizdeki ‘ben’i

Annenizin çocuğunu salıverin oynasın.

Rüyalardan korkmasın.

Oynasın da büyüsün.

Tıpış tıpış yürüsün kendine..

Bulantı, bir film olarak çıkıyor karşımıza bazen. Uzun yolculuklardan sonra, parmağımızı daldırıp bulanık sularımıza, çıkarabildiklerimizle arınmayı umduğumuz. Karnımızdan yükselen cenin, ahir zamanlardan kalma. Bellek, ahraz ceninler cenneti. Ceninken insana dönüşen benliğin asası, sorular. Asası sağlam olanın, ayakta kalma şansı var. En tehlikeli sorular, cevaplarını kendimize sakladığımız. İç sesimiz korkutur bizi en çok. İnsan en çok kendine oynar.

Herhangi bir şehrin ortasında, hiç beklemediğin bir anda, alnına dayanan bir namlu, o iç sesle yüzleştirir seni. Hesabını kendine verirsin. Dökülür eteğinden tüm yalanlar. Etrafa saçılır sahte kimliğin. Kendine torpilli anılar, temize çekilir. Namludan daha tehlikeli olduğunu anlarsın, gözlerini çevirdiğinde içine kendinin. Gerçek hesap, hep ertelenendir.

Masumiyet, en geçerli kılıftır günahlara ve bu oyunu en iyi günahkarlar bilir. Kar eden günahtan, sahici masumiyetten fire verir.

Şimdi sorun kendinize: En büyük günahınız ne?

Sıkıntılı rüyaların kıyısında köşesinde rast gelip, yüzünüzü çevirdiğiniz. İçinizdeki saklı misafir. Sıkı sıkı kapanmış perdelerin gölgesinde, yok olmasını beklediğiniz. O, karanlıktan beslenen yüzünüz.

En tehlikeli sorunuzu sorun bakalım yüksek sesle. Bir oyun oynayın kendinizle.

Kaç yalan biriktirdiniz, çocuğunuz sizi beğensin diye? Kaç riyanın toplamı, sevgilinizin size duyduğu hayranlık? Patronunuz kaç kez kaçırdı gözünden, kıskançlık çelmelerinizi? Annenizin doğurduğu çocuk siz misiniz gerçekten?

Cesur musunuz soru sorarken?

Büyük günahlarınız yok diye, aynada hoşnut bakarken kendinize, küçük günahların toplamını ölçtünüz mü hiç ellerinizle? Elleriniz, cesaret edebildi mi dokunmaya sahici kimliğinize? Ayrıntılarda gizli “kendinden yana”’lığınızı, elinize bir çöp alıp korkusuzca, deşelediniz mi hiç?

Üzerinize sıçrayanları örtmeden renkli maskelerinizle, meydan okuyun kendinize.

Bir gerçek dayayın haydi alnınıza. Ölümcül bir oyun oynayın. Rüyalarda saklanan sorular olsun oyuncağınız. Karanlığa emanet anılarınız, cevaplarınız...

Günahkar olmaktan korkmayın. Bırakın tükürsün çocuğunuz bir kez yüzünüze. Belki bu tükürükle arınır, yüzünüze bulaşan riya. Sevgiliniz utansın sizden. Belki utanç gebedir, sahici masumiyete. Parmağınızı gezdirirken ahraz ceninler cennetinde, her bir cenin size gebe.

OYUN

Oyunun adı: Maske Düşürmece

Kurallar

1. Her maddeye sırayla tek tek cevap verilecek.

2. Bir sonraki soruya göz ucuyla bakılmayacak.

3. Cevaplar ayrıntılarıyla yazılacak.

4. Fotokopisi çekilip çoğaltılacak.

5. Bizi tanıyan herkese dağıtılacak.

6. Bir nüshası evimizin görünen bir yerine asılacak.

7. Büyüyünceye kadar orda kalacak.

Dipnot: Sevdiklerimize öncelik tanınacak.

SORULAR

1. Son yalanınız ve nedeni.

2. Son sadakatsizliğiniz ve nedeni.

3. İlk doğrunuz ve nedeni.

4. İlk bağlılığınız ve nedeni.

Bir öneri: Durumlardan çok nedenlere yorun kafanızı. Çünkü onlar olmasaydı, durumlar da olmayacaktı.

Haydi! Herkes kendi kulübesini bulsun.

Bir'im..!

Bu da benim kendime yalanım olsun...

 

 

 

 

 

 

 

 Copyright © 2005  ZORBAFİKİR

hakları saklı değildir