MAYIS

2    0    0    8

 

 

 

...
HAYATIN ANLAMINI SORGULARKEN /Tercihler, kararlar ve hayaller… - Ebru Küçükler
 

Hani arada bir hayatın anlamını sorguladığımız dönemler vardır ya. Sonunda hayatın anlamı sadece yaşamaktır sonucuna vardığımız zamanlar. 

Eğer hayatta yapmak istediklerimize biz karar veriyorsak, yani tüm yaşadıklarımız kendi seçimimiz ise, neden lanet okuruz ki bazen hayatın bizi sürüklediği koşullara? 

Akıp giden rüzgâra kendimizi bıraktığımız zamanlarda mı başımıza gelir istemediğimiz şeyler? E rüzgâra kapılmayı da biz tercih etmiyor muyuz? 

Kendi kararlarımızla yaşarken mi sadece yeterince anlamlı her şey? O zaman mı gerçekten YAŞIYORUZ? Rüzgârın bizi alıp götürdüğü zamanlarda mı sorguluyoruz hayatın anlamını? 

Karar vermek hem kolay hem zor gibi gözüküyor değil mi? 

Tercih etmek de öyle… 

“Hayır, ne yapmak istediğimi bilmiyorum. Hayat ne getirirse onu yaşıyorum sadece.” Diyorsak, hayatın anlamını sıkça sorgulamak zorundayız. Çünkü hayatı anlamlandıran biz değil hayatın kendisidir bu durumda. 

“Evet, ben böyle istiyorum ve böyle yaşayacağım” dediğimizde, biz anlamlandırıyoruz yaşadığımız her şeyi ve tercihlerimizin bedelini ödemeye de razıyız. Bizim için anlamlı olan bu çünkü. Burası kolay olan tarafı. Peki ama verdiğimiz kararlar gerçekten doğru mu? Ya da gerçekten SEÇENEKLERİMİZİN içinden doğru tercihleri mi yapıyoruz? İşte bu da zor tarafı. 

Çok güzel. Tercihlerimizi belirleyerek bir takım kararlar aldık ve hayatı kendimiz için anlamlı kıldık. Peki, bir de mevcut seçeneklerin içinden bir şeyleri tercih etmek yerine bambaşka seçenekler hayal etmeye cesaretimiz var mı? 

Hayal kurabilmek, zor olan tarafı kolaylaştırmaya yarayabilir. Belki hayal kurmanın kendisi zor olabilir ama kurabildikten sonrası işimizi kolaylaştırıyor. Çünkü hayali sorgulamak anlamsızdır. Eğer gerçekten mevcut koşullardan bağımsız ve sadece istenilen şeyleri içeren bir hayalse. Yani gerçek bir hayalse, verdiğimiz kararların doğruluğunu sorgulamayız. Çünkü elimizdeki seçeneklerden doğmadı tercihlerimiz, baştan beri biz kurguladık koşulları ve tamamıyla biz belirledik bizim için anlamlı olanı. Her şey bizim elimizdeydi çünkü. 

Her zaman kesintisiz bir şekilde hayaller kurmak mümkün mü? Hayır değil. Bazen yeterince cesur olmadığımız için sadece seçeneklerin içinden tercihler yaparız. Hatta bazen de tercih etmekten bile korkar ve bırakırız kendimizi akışa. İşte tam da bu zamanlarda bir şeyler bizi dürter ve birden uyanıp, ne olduğunu anlamaya çabasıyla sorgularız hayatın anlamını. 

Neden yaşıyorum, neden buradayım ve neden bunları yapıyorum? Daha birçok soru. Hatta böyle ZOR sorular sorabilmekten dolayı da övünürüz. Cevaplarını bulmaktan sıkılınca da kolay bir kaçışla; “Yaşıyorum işte ve benim için anlamlı olan sadece yaşamak” deyip çıkıveriyoruz işin içinden. 

Hayatın anlamı sadece yaşamaktır diyorsak yeterince hayal kurmuyor veya onları gerçekleştirmek için yeterince çaba göstermiyoruz diye düşünüyorum. 

Saklandığımız başka bir gizli köşe daha var; onu da açık etmekten kaçınmayalım. “İçinde bulunduğum koşular bunlardı ve ben de içlerinden bana en uygun olanını seçtim” köşesi. Bu köşede zaman zaman rahat ederiz. Bu doğru. Ancak sıkıcı gelir bir süre sonra ve yine sorgulamalar başlar. Yeterince anlamlı değildir çünkü seçeneklerimizden seçtiklerimizi yaşamak. 

En rahat ettiğimiz alan, hayallerimizden oluşan seçeneklerin içinden seçtiklerimizi yaşamaktır. 

Hayal kurarak tercihlerimizi yaptığımız müddetçe hayat anlamlı.

 

 

 

 

 

 

 

 Copyright © 2005  ZORBAFİKİR

hakları saklı değildir