MAYIS

2    0    0    8

 

 

 

...
İnsan Amaçlarını Ne Zaman Kaybeder? - Musta Can
 

İlk ne zaman fark ettik bir şey olmak istediğimizi? İlk ne zaman ‘doktor olacağız’ dedik. Uçak pilotu, mühendis, armatör, yüksek kimya mühendisi, genetikçi… İlk ne zaman dedik ki, ‘bu sınavdan çok iyi bir not alacağım’, ‘çok iyi bir arabam olacak’, ‘tekne alacağım’… İlk ne zaman dedik ‘şu bölümü kazanacağım’, ‘en az bu kadar para kazanacağım’... Ne kadar çok amaç belirledik yaşadığımız sürece ve ne kadar çok amacımızdan caydık!  Ve sanırım asıl önemlisi, ne kadar çok amaç diye belirlediğimiz şeyi unuttuk! 

Biz nasıl insanlar olacaktık? Kendimizi fark ettiğimiz andan itibaren kendimize ne yakıştırmıştık? Nasıl bir ruhumuz nasıl bir gücümüz nasıl bir bilgeliğimiz olacaktı? İnsanlar bize neyi sormak için gelecekti ve biz akşamları neyi düşünerek uyuyacaktık? Sabah kalkmamızın amacı ne olacaktı? Biz neyi yapamadığımızı düşünerek sabahları erken kalmayı isteyecektik? Ne için erken öleceğimiz kaygısı duyacaktık? Biz nasıl yaşayacaktık? 

Yukarıdaki sorulara içten cevaplar verildiğinde pişman olmamak elde değil. Ama bu yazının amacı bu değil. 

Amaçlarımıza ulaşmamızı engelleyenin fiziki koşullar olduğunu söylemek hiç doğru olmaz. Çünkü sorun belirlediğimiz amaçlarımıza ulaşamamamız değil, amaçlarımızda gerektiği kadar süre ısrarcı kalamamamız. Hatta bırakalım ısrarı kısa sürede unutmamız. Yoksa bir şeyi gerçekten istediğimizde bizi bir şeyin engelleyebileceğine inanıyor musunuz? 

Peki, nedir bizi biz yapan (ya da fırsat versek yapacak olan mı demeli), amaçlarımızdan uzaklaştıran? 

Düşünce ve zekâ hacmimizle bedensel hacmimizin birbirinden farklı olması yani çok çabuk yorulan bedenimizi istediğimiz zaman dinlendirebilmek için düşünce ve zekâmızın çok büyük bir bölümünü kullanmayı tercih etmemiz. Bedenimizin ölebileceğini, zede görebileceğini, yavaşlayabileceğini fark ettiğimiz andan itibaren amaçlarımızın tümünün bedenimizi rahatlatmak için belirlememiz. Yani işin özü, keyiflere değil rahatlığa önem vermemiz. Risk alamamamız. 

Peki bunu nasıl yapıyoruz? 

En uzun ömürlü ve güvenilir dostlukları kurarak, ömrümüzün sonuna kadar ‘o’na âşık kalarak, kurulmuş bir sistemle sonsuza kadar para kazanarak, rahatlamamızı ve huzur bulmamızı sağlayacak her şeyi yanımızda tutmaya çalışarak, otobüslerde orta sıralardan koltuklar alarak, ölümlü olduğumuzu kendimize sık sık hatırlatıp bunu da atlatabileceğimizi içten içe umarak, bunları yaparken evrene hâkim olan ruhumuzu hiçe sayarak. 

Hayallerimizi, onları gerçekleştirebilecek güçte olduğumuz için kurabildiğimizi unuttuk. 

Sadece ‘iyi bir insan olmayı’ bile unuttuk.  

-------------------------------o-----------------------------  

Peki yerine ne koyduk? 

Saçmaladığımızda bizi toplayacak dostluklar için hiç saçmalamadığımız ve hep güven verdiğimiz adamlar topladık etrafımıza. En beğendiğimiz kadın hep ama hep yalnızca bizim olsun diye, ‘sonsuz aşk’ diye bir şey uydurduk ve kendimize öğrettiğimiz bir romantizm ve aşkla tüm geleceğimizi, belirlenmiş ve ipotekli kıldık. Bir sistem kurayım ve ben çok fazla emek sarf etmeden para kazanayım derken işleyen sistemin yakıtı olarak bedenimizi ve hayatımızı kullandık. Bizi rahat ettiren şeyler için ‘rahat ettim’ yerine ‘sahip oldum’ dedik. Huzurun nerede olduğunu başkalarına sorduk ve cevaplarına ikna olduk. Otobüsün ilk koltuklarındaki uçma hissini kaza riski ile yer değiştirdik. Ölmemek için kalıcı ve büyük değişiklikler yapmak zorunda olduğumuzu zannettik. Değiştirdiğimiz şeyleri görebilmemiz için amaçlarımızın yüksekliğine ihtiyacımız vardı. Neyi ne kadar değiştirebildiğimizi göremeyecek kadar alçakta kaldık.  

-------------------------------o-----------------------------  

İki kız çocuğu babası olmak isteyen 

Üniversite kurmak isteyen 

Olduğunu şimdiye kadar hiç fark edemediğimiz bir şeyin olduğunu düşünen 

Sadece iyi, ama ‘her şey için her zaman iyi’ olmak isteyen 

Zaman makinesini keşfetmek isteyen 

Hayatlarında tıkanan insanlara yardım edip onları sadece keyifle seyretmek isteyen 

Peygamber olmak isteyen 

Sadece hissettikleri anlaşılsın isteyen 

Dünyayı bir uçtan bir uca delip içeri atladığında nerede duracağını öğrenmek isteyen 

Dünyanın çeşitli şehirlerinde uyuyup başka şehirlerinde uyanmak isteyen 

Birçok işi güzel yapıp hiçbirini uzun süre yapmak istemeyen 

Denizde yürümek isteyen insanları gerçekten tanıdım…  

-------------------------------o-----------------------------  

Siz ne olmak istiyordunuz?

 

 

 

 

 

 

 

 Copyright © 2005  ZORBAFİKİR

hakları saklı değildir