Hanife Küçükler
------------------------------------------------------------------------------------
Kediler Öğretir
Sonunda muradınıza erdiniz. Yaşamınızı paylaşabileceğiniz, ona anlam katan hatta arttıran biriyle birliktesiniz. Aileler de iyi anlaşıyor. Çok şükür maddi durumunuz da yerinde. Düzenli bir yaşam size keyif veriyor. Akşamları işten çıktığınızda bir-iki dost muhabbetinden sonra evim evim güzel evim diyor ve hızla mutlu yuvanıza koşuyorsunuz…
Bir süre sonra evde bir sessizlik vuku bulmaya başlıyor. Sanki bir şey eksik ama ne?
Aileler zaten yetişir hemen imdada. Bilirler derdinizin ne olduğunu ve bebek yapın derler. Aman orda durun!
Pardon, hiç durmayın. Koşun bir kedi alın. Köpek, kuş, akvaryum falan gibi şeylerle karıştırmayın sakın bu öneriyi, yalnız ve yalnızca kedi almalısınız. Hatta mümkünse yavru bir kedi, en sevimli ve nazlı olanından…
Kediyi evinize koyun, izleyin ve öğrenmeye çalışın. O size iyi bir ebeveyn olmanın en incelikli yanlarını öğretecektir.
Kediden dersler:
1. Eve gelen kedi önce dolaşır, evi, eşyaları ve sizi tanımaya çalışır. Konuk sever insanlar olarak sizler de, barınacağı yeri, tuvaletini vb. ayarlamaya çalışırsınız. Kâğıt kırpıştırışınız tuvaleti için. Ama bir bakarsınız en dipteki odadaki halının ucuna yapmıştır kakasını. Kedi beslemek zor bir iştir.
2. Birkaç gün sonra kâğıt kırpıştırma işinin kedinize uygun olmadığına karar verirsiniz ve kum alırsınız. Kumu kaba koyduğunuz anda tuvalet sorunu biter. Bireysel tercihleri vardır. Onu anlamanız gerektiğini öğrenirsiniz.
3. Tuvalet yenilgisinden sonra ipleri ele almanın vaktinin geldiğini düşünürsünüz. Örneğin artık sizinle yatmasını engellemek istersiniz. Akıllıca bir strateji izler ve geceleri kullanması için harika bir sepet ve yastık alırsınız. Akşamları yatağınıza çıkmasını engellemek için de yatak odasının kapısını kapatıp yatarsınız. Avazı çıktığı kadar bağırarak ağlamalarına kulak asmaz, “Bu seste de uyunmaz ki” demezsiniz. Kararlısınız ve öğreteceksiniz ona! Ama o da ne! Kapının kolu oynuyor! Ve… Açıldı. Kedi yine ayakucunuzda… Bağırırsınız, tekmelersiniz ama o bütün bunların bir tür oyun olduğunu düşünerek sabahın beşinde ayak parmaklarınızı ısırarak sizi uyandırır. Bu tür kaba kuvvet yöntemleri de tutmayınca iki şansınızın olduğunu kısa bir süre sonra kavrarsınız. Ya her seferinde severek kucağınıza alır, onu kendi yatağına götürüp okşarsınız ve yatağınıza dönersiniz ki bunu bir ay boyunca her gece en az iki kez yapmak zorundasınız. Ya da “aman ne olacak, kış geliyor zaten ayaklarımızı ısıtır” deyip sineye çekersiniz. Kedi eğitimi uzun bir süreçtir. Sabretmeyi öğrenirsiniz.
4. Çok sevimlidir. Eve geldiğiniz anda sizi kapıda bin bir şaklabanlıkla ve oyunla karşılar. İçiniz sevinçle dolar. Ama açsınızdır, tuvaletiniz vardır veya acilen bir işinizle ilgilenmeniz gerekiyordur. Hepsini unutun. O bütün gün tek basına evde sizi beklemiştir ve artık oradasınız. Önce onu sevmeniz gerekir. Yoksa öyle bir duygu sömürüsü yapar ki size neye uğradığınızı şaşırırsınız. Mesela bir süre sonra çıkardığı “mi-yauuw” sesleri “ma-hauw” a dönüştüğünde, bunun “beni sevmiyosunuzzzzzzz, benimle ilgilenmiyosunuuuuuuz” gibi anlamları, beyninizde yankılanır durur gün boyunca. Kedi sevgi ister ve alır.
5. Dünyanın en masum uyuyan canlılarındandır. Öyle bir keyiflidir ki uyurken, özenmemek içten değil. Bütün sevimliliğiyle uyur. Alıp içinize sokasınız gelir. Eğer bu duygunuza yenik düşer ve onu rahatsız ederseniz alacağınız şey koca bir tırmık olur. Kedinin ihtiyaçları her şeyden önce gelir.
6. Vazgeçersiniz ve mesela bilgisayarınızın başına geçer ve çalışmaya başlarsınız. Uyku keyfini aldığından sonra yavaşça yanınıza sokulur, pati atar. Oyun için davettir bu. Elinizdeki tırmık izini hatırlayıp yüz vermezsiniz. “Naz yapmak ne demekmiş anlasın.” dersiniz. Monitörünüzün üzerine çıkar. Daha da olmazsa gelip klavyenizin üstüne yatar. Kedinin en büyük ihtiyacı da sevgidir.
7. Yatıya misafirleriniz gelir. Mesela kedi sevmeyenler, tiksineneler veya kediden korkanlar. Doğal olarak misafirlerinize daha çok vakit ayırırsınız. Kedinizi odaya falan kapatmak zorunda kalırsınız vb. Bir süre sonra kediniz anormal davranışlar göstermeye başlar. Örneğin kapı eşiklerinden, terliklerden falan korkmaya başlar. Durup dururken korkudan iki metre sıçramaya başlar. Hemen veterineri arayıp sorarsınız neler olduğunu? Hadi bakalım, kediniz depresyona girmiştir. Kediniz alışkanlıklar geliştirir ve her müdahale onu gerginleştirir.
8. Bir süre sonra davranışları değişir. Sizinle eskisi gibi saklambaç oynamaz mesela. Eskisi gibi kucağınıza gelip sevilmek istemez. Önce hasta falan olduğunu düşünseniz de işin aslını çok geçmeden öğrenirsiniz. Anlamakta zorlansanız da, kediniz büyümüştür. Kediler çok hızlı büyür. Hatta neredeyse büyüme sesini bile duyarsınız.
Bütün bu örnekleri sonsuz sayıda arttırmak mümkün. Ama önce, “kediden dersler” bölümünü, yazıda geçen “kedi” sözcüğünün yerine “bebek” sözcüğünü koyarak bir kez daha okumanızı tavsiye ederim.
Anne-baba olmak isteyen her çift önce mutlaka bir kedi sahibi olmalıdır.
|