|
Bunlar, modern çağın en makbul insanları. Çağa ayak uydurmak, çağın gereklerine göre pozisyon almak konusunda olağanüstü duygusal ve zihinsel beceriye sahipler. Çağım insanı, ‘Dünya ne kadar hızla değişiyor yetişemiyorum! Yahu nerde o eski günler! Bizim zamanımızda...’ teraneleri ile zaman kaybederken, bu yeni insan türü, olağanüstü bir uyum yeteneği göstererek, çağını yakalamayı, hatta yakaladığı çağı kendi değerleriyle donatmayı ‘becerdi’.
Günlük hayatta, özellikle şehrin sokaklarında sıkça görüyoruz onları. Kimisi bir bankanın yüksekçe (bu yüksekliğin konuyla yakından ilgisi var!) masasının arkasında, kimisi bir şirketin performans toplantısında, kimisi bir kozmetik firmasının tanıtım kokteylinde çıkıyor karşımıza. Her türlü işi yapabilme becerisine sahip bu tür için ‘Ne iş olursa yaparım!’ kuşağının modern versiyonu diyebiliriz. Onlar için ne iş yaptıklarının bir önemi yok. İşin nasıl yapıldığı ve verim alınıp alınmadığı, tek ilgilendikleri. İşi sevmek gibi bir sorunları olmadığından, patronlar için tercih sebebi olmaktalar. Kendilerine özgü davranış biçimleri, hatta kendilerine özgü bir dilleri bile var. Performans, vizyon, misyon, toplam kalite, geri bildirim, eleman, verim, envanter sözcükleri bunların çantalarından çıktı.
Bu insanların tek özellikleri ağır, görkemli çantalar taşıyor olmaları değil elbette. Bu üstün yetenekli insanlar, hayatın içinde de insanı şaşkınlığa ve utanca sevk eden bir sükunet ve istikrarla hepimize örnek olmaktalar. Özetleyeyim:
Bu insanlar ne yaparlar
Çanta taşırlar.
Toplantı yaparlar.
Daima temiz kokarlar.
Fular takarlar.
Ayakkabılarını her sabah boyarlar.
Zamanı mükemmel kullanırlar.
Konuşurken gözlerinizin içine bakarlar.
Bitki çayı içer, yogo yaparlar.
Düzgün Türkçe konuşurlar.
İyi para kazanırlar.
Çocuklarını iyi semtlerde okuturlar.
Saçları hep fönlüdür.
İnsanları etkilerler.
Ceket giyerler, fakat seksi ve çekicidirler.
Hep vaktinde gelirler.
Gelmezlerse haber verirler.
Kendilerini, işlerini, ürünlerini, hayatlarını ziyadesiyle önemserler.
Bu insanlar ne yapmazlar
Çantalarını asla bir yerde unutmazlar.
Toplantılarını kaçırmazlar.
Etkileyemedikleri insanları hatırlamazlar.
Parfüm sıkmayanı, fular takmayanı umursamazlar.
Çamura basmazlar.
Yağmurda ıslanmazlar.
Kara batmazlar.
Doluya şaşırmazlar.
Rüzgarı kucaklamazlar.
Zamanı müsrifçe harcamazlar.
Utanıp sıkılmazlar, gözlerini kaçırmazlar.
Diksiyon derslerini aksatmazlar.
Parasız kalmazlar, kalandan da hoşlanmazlar.
Çocuklarıyla boğuşmazlar.
Müşterileri dışındaki insanları, kendi işleri dışındaki işleri, diğer firmaların ürünlerini, umursamazlar.
Kalırlarsa bir mazeretleri vardır, ama geç kalmazlar.
Bağıra bağıra ağlamazlar.
Tepine tepine gülmezler.
Seksi ve çekici olmakta işlerine hizmet ettiği sürece,
bir beis görmezler.
Vasıfsız insanları sevmezler.
Kimse için lüzumundan fazla üzülmezler.
Mesailerinden fedakârlık etmezler.
Komşularına saymadan yumurta vermezler.
Dedikodu etmezler.
Döke saça cips yemezler.
Cips yiyip, basit filmler izlemezler.
Sevgililerini tolere etmezler.
Hataları kolay kolay affetmezler.
Müslim Gürses’i sevmezler.
Rakı içmezler.
Kişisel beklentilerini sizin hayatınız için ertelemezler.
Parasızları, başarısızları, çantasızları, tutunamayanları önemsemezler.
Aslında en önemlisi, yapmadıklarının, yaptıklarından çok daha fazla olduğunu hiçbir zaman fark edemezler.
Eskiden iyi ve kötü kahramanları vardı hayatın. İyiler iyilikleriyle umut verirlerdi. Kötülerse, nasıl mücadele edeceğinizi bildiğiniz için, güven. İyiler hep iyiydiler, kötüler her daim kötü. Ve hep iyilerin kazanacağını ummak güzeldi. Şimdi bu insanlara kötü demeye vicdanım, iyi demeye aklım elvermiyor. Sevinmeli miyim, doğrular ve yanlışlar; iyiler ve kötüler bu kadar yakınlaştı diye, onu da bilmiyorum.
Hala özel günlerde hediye alırken sevdiklerine, gözleri dolan ben, o hediyelerin iş yeri çekmecelerinde unutulduğunu gördüğümde, onlara benzemek istiyorum. Katlanabilmek için çekmecede unutulan ilgiye. Bu hayat profesyonellere göre. Ben sarsak yanlarımı, unutkanlığımı, ihmallerimi, savurganlığımı, aptallığımı, hatalarımı, parasızlığımı saklayamıyorum bile!
Utandırıyor artık beni çıplaklığım!
|