MAYIS

2    0    0    8

 

 

 

...
Şerefsizlik Akademisi - Mustafa Can
 

Şeref: Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer (TDK).   

Onur: Erdem, gözü peklik ve yetenekle kazanılmış iyi şöhret (TDK).  

Hayatımızı anlamlı kılan kavramlardan ikisi de sanırım şeref ve onurdur (ya da böyle bir ifadeyi kimse reddetmez). Dürüstlüğümüzün ne kadar işimizi zorlaştırdığını söylesek de aslımızda kendimizi ya da bir dostumuzu tanımlarken kullandığımız ana kavramlardandır. “Temiz adamdır”, “en başta dürüsttür” gibi. Şereflidir demeyiz bile… İnsanda o kadar olması gereken bir kavramdır ki ayrıca belirtmek abes kaçar. Ve teorilendirdiğimizde başka türlüsünün mümkün olmadığını kolayca bulabiliriz. Şerefsiz, onursuz olmak ya da dürüst olmamak, dolandırmak; ancak dürüst ve şerefli insanların genelde (bariz çoğunlukta) olduğu bir toplulukta değerli ve kazançlı olabilir ki bu kazanç da farklı olma ve maddi kazançların dışına çıkmayacağı için kendimize şerefli olmaktan başka türlüsünü layık göremeyiz. Yani özümüzden dürüst ve şerefli adamlarızdır. 

Da nereye kadar? 

Burada kötülere kızdığı için kötü olan adam hikâyesinden hiç bahsetmeyeceğim. Bu, işleri aklamak için kullandığımız küçük bir oyun. Asıl hikâye hayatın detaylarında gizli. Hem de ölümün, yaşamın, kalıp gitmenin konuşulmadığı; çok daha basit hayatımızda. 

Para kazanmak için çalmayız. En azından bunu yapan bir arkadaşım yok. 

Peki, katıldığımız ihaleye en düşük ne kadar verildiğini öğrenmek için kaç lira verebiliriz? Ya da askere gitmemizi engelleyecek raporu verebilecek bir doktora ne öderdik? Askere gideceğimiz yeri belirlemek için kaç kişiyi aradık ya da bizim için aradılar? Başkasının hakkını gasp ederek bize vermesini istediğimiz şerefsizlere ihtiyaç duymuyor muyuz? Tayin olacak bir arkadaş için gerekli yerlerde baskı yapabileceğimiz insanları biz hiç aramadık mı? Daha da basite indirgeyelim. Çocuğumuz okula başlarken “bu öğretmenin değil de şu öğretmenin sınıfına girsin” diye kime ne vaatte bulunduk? Kimin hakkını gasp ettik? Kimin hayatını hiç de dürüst olamayacak bir şekilde değiştirdik? Alkollü araba kullanırken yaptığımız kaza yüzünden tutuklandığımızda daha az ceza almamızı sağlayabilecek birini bulsak, neleri feda edebiliriz? Talep ettiğimiz şey yüzünden şerefsizliğini istediğimiz adamlara bedel olarak, biz şerefimizden ne kadarını feda edebiliyoruz? 

İşimizi biraz daha zorlaştıralım. Batmadan 1 saat öncesinde Titanik’teyiz.  Hadi izlediğimiz filmlerden kaynaklı kendimizi feda edebildiğimizi kabul edelim (bu arada iş ölüm kalım meselesi gibi büyük bir şey olunca daha sağlıklı karar veriyoruz). Ya yanımızda kızımız, oğlumuz, annemiz, babamız ya da sevgilimiz varsa? Başkalarının oğulları, kızları, sevgilileri yerine bizimkilerin yaşaması için neler yapabilirdik? Şerefimizden ne kadarını feda edebilirdik? 

Neler feda edebildiğimiz bir yana, bu hikâyeyi şöyle dinleseydik; “babam bizi kurtarmak için sıra mıra dinlemedi. Görevlinin elinden kaptığı gibi silahı, bizi zor yoluyla bindirdi kayığa. Bu ara ciddi olduğunu anlatmak için birini de vurmak zorunda kaldı ama benim kahraman babam başka çocukların kadınların hayatları pahasına bizi kurtardı.” Ya da amcaoğlu İstanbul Milli Eğitim Müdürü (ya da mevzuyu zorlayalım, aynı zamanda çok da iyi bir arkadaşınız olsun), eşinizi iyi bir okula atamayarak başkasının hakkını gasp etmek istemediğinde ona küsmez misiniz? 

Şerefimiz hayatımızın neresinde duruyor? 

“Yanımızdaki sevgilimize laf attılar diye on kişiyle kavga etmek” şablonunda sanırım. Hepimiz hayatımızın gidişini etkileyen olaylarda hayatımızı kolaylaştıracak şerefsizlere ihtiyaç duyuyoruz ve başkalarının hayatları için de onların şerefsizleri oluyoruz. Ve bunu da “hataydı, bikere yaptık” diye unutmaya çalışmıyoruz. Çoğunlukla doğal ve kabullenilir hikâyelerle hayatımıza sokuyoruz. 

Herkesin hayatında ihtiyaç duyduğu şerefsizliği öğrenmesi için akademik sayılabilecek bir eğitimden geçiyoruz. Birbirimize yardım etmek adına, sadece tanımadığımız için, başka insanların hayatlarıyla oynuyoruz ve bunu “becerikli, çevresi geniş, güçlü, ağzı iyi laf yapıyor” gibi kavramlarla olumluyoruz. Ama yine de, hayatta başka şerefsizlerin olduğunu düşünüp “şerefsiz” kelimesini hakaret olarak kullanıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 Copyright © 2005  ZORBAFİKİR

hakları saklı değildir