MAYIS

2    0    0    8

 

 

 

...
Yaratma Sürecinde Antimadde Etkisi - Hanife Küçükler
 

“İşte! Şu karşınızda duran harika şeyi ben yaptım. Tamamen orijinal ve bana ait.” gibi cümlelerle övündüğünüz işleri hatırlayın. Ve o an hissettiğiniz duyguyu. Ne güzel bir duygudur o. Yaratma duygusu…

Örneğin çoğunuzun yaptığını düşündüğüm bir yaratımdan bahsedelim. Birine bir şeyler anlatmak istiyorsunuz. Konuşup duruyorsunuz ama hala karşınızdakinin gözlerinde görmek istediğiniz o pırıltıyı görememişsiniz. Tam ümitsizliğe kapılacak, anlatmaktan vazgeçecekken “başka nasıl olabilir ki?” gibi bir soruya takılıyor aklınız. İste tam o anda… BEANG! Büyük patlama gerçekleşiyor ve onu en iyi şekilde anlatacak bir yöntem üretiyorsunuz. Gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Karşınızdaki gözlerde ani değişimler görüyorsunuz ve yine o duygu…

        Öncesinde olmayan bir şeyi “artık var” ettiniz. Görünmezdi, duyulmazdı, hissedilmezdi… Hepsini siz yaptınız. “O” nu dokunulur, algılanır ve kullanılır kıldınız. Onu siz yarattınız. 

Şimdi bu durumu biraz daha eşeleyelim. Nasıl oldu da yarattınız? Ne zaman yaratmış oldunuz?

A.   Birini bulduğunuzda mı?

B.   Ona bir şeyler anlatmak istediğinizde mi?

C.   Denemeler yaptığınızda mı?

D.   Denediğiniz halde hala o pırıltıyı göremediğinizde mi?

E.   Ümitsizliğe kapıldığınızda mı?

F.    Başka bir yöntem olmalı diye düşünüp kendinizi rahatlattığınızda mı?

G.  Büyük patlama sırasında mı?

H.   Yöntemi uygulama sırasında mı?

İ.       Parıltıyı hissettiğinizde mi?

J.     Yukarıdakilerin hepsinde mi?

A, B ve C süreçlerini bir grupta toplayıp onlara “yaratım için gereken alt yapı ve yoğunlaşmış enerji” diyebiliriz. D ve ve E'ye “negatif etki veya zorlanma”, F’ye de “pozitif etki veya cesaret” diyelim. G “reaksiyon”, H “emek ve uygulama”, İ de “sonuç” olsun. İşte bütün bu süreçlerin ardı ardına gelmesi sonucunda siz yaratmış oldunuz ve J seçeneği doğrulandı.

Peki, bütün bu süreçlerden en kritik olan hangisiydi?

Aklınıza ilk gelen şeyi tahmin edebiliyorum. Reaksiyon diyeceksiniz. Kabul, yaratım için büyük patlama şart. Ondan sonrakiler de zaten kolayca gerçekleşebiliyor. Ama zaten sorduğum soru da bu aslında. Ne oldu da reaksiyon gerçekleşti? Ya da şöyle soralım. Ne olsaydı reaksiyon gerçekleşmezdi?

A.   Denemler yapar, parıltıyı göremezdiniz ve ümitsizliğe kapılırdınız. İşte tam o anda karşınızdaki sizin sözünüzü keser ve alakasız bir laf edebilirdi. Daha büyük bir perspektiften bakmanızı engeller ve negatif etki artardı. Bu etkiye denk pozitif bir duygu bulamayabilirdiniz ve PUFFF! Yaratım süreci söndü.

B.   Denemler yapar, parıltıyı göremezdiniz ve ümitsizliğe kapılırdınız. İşte tam o anda karşınızdaki öyle bir laf eder ve olaya yep yeni bir renk katabilirdi. Heyecanlı ve yeni bir tartışma başlayabilirdi ve PUFFF! Yaratım süreci yine söndü.

Doğadaki her madde  (veya parçacık diyelim) için benzer anti maddeler (anti parçacıklar) vardır. Madde ve antimadde yüklerinin işaretleri dışında tamamen aynıdırlar. Örneğin bir elektron elektriksel yük olarak negatif, antielektron (pozitron) da pozitiftir. Her ikisi de aynı kütleye sahiptir. Bu nedenle kütle çekiminden benzer şekilde etkileşirler.

Bir parçacık ve antiparçacık karşılaştıklarında yok olurlar ve foton, Z bozon ya da glüonlar gibi yüksüz ama müthiş bir enerji taşıyan kuvvet taşıyıcıları ortaya çıkarırlar.

Şimdi yeniden sorumuza dönelim. Yaratım sürecinde kritik olan ne?

 “Negatif etki veya zorlanma” nın, eşdeğer büyüklükte “pozitif etki veya cesaret” ile karşılaşması. Ve BOMM!

 

 

 

 

 

 

 

 Copyright © 2005  ZORBAFİKİR

hakları saklı değildir